Çekim yasası nedir ? Tesadüf dediğimiz şey aslında bir çekim olayı mıdır?

Tesadüf diye bir şey var mıdır? Yoksa bu da bir çekim yasasından mı ibaret?

Tesadüf ; kelime anlamı, ‘yalnızca olasılıklara bağlı olduğu düşünülen olayların bağıl nedeni’ dir. Hayatımız boyunca belki binlerce defa kullandığımız ya da duyduğumuz bu kelimenin, aslında tamamen çekim yasası kaynaklı olduğunu söylesem. . ‘yok artık, daha neler’ der misiniz? Demeyin, çünkü aslında tesadüf diye bir şey yoktur.

Nedir peki çekim yasası?

Görüşmediğiniz bir arkadaşınızla, eskiden sık sık birlikte gittiğiniz bir mekanda, ‘umarım karşılaşmayız’ dediğiniz bir anda tam karşınızda belirmesi bir tesadüf değildir mesela. Aklınızdan tam da annenizi aramak geçerken, telefonunuzun çaldığı ve arayanın anneniz olduğu anlar yaşadınız mı?  En az bir kaç kez olmuştur. Hatta ‘iyi insan lafının üstüne ararmış’ dediniz 🙂

İstediğiniz bir ürün vardı, uzun zaman araştırdınız. Aklınızda olan kaliteli olması ve aynı zamanda uygun fiyatlı olmasıydı diye düşünelim. İnternette gezinirken ya da dışarıda başka bir ihtiyaç için alışverişe çıktığınızda -bu konudan tamamen bağımsız olarak- ürün bir anda gözünüze çarptı. Tam da istediğiniz gibi ne eksik ne fazla. ‘ ne güzel denk geldi’ dersiniz değil mi? Aslında denk gelmedi, bunu yaratan sizdiniz zaten. Her şey enerjiden ibarettir. Bu sebeple de kurduğunuz her cümlenin evrende bir yeri vardır, olumlusunun da olumsuzun da. Dolayısıyla içinde bulunduğunuz, bulunacağınız tüm durumları hayatınıza çeken sizsiniz.

Çekim Yasasını küçük bir örnekle açıklayayım

Çekim yasası derki : ne istiyorsan onu çekemezsin, ne isen onu                           çekersin.
Çekim yasası derki : ne istiyorsan onu çekemezsin, ne isen onu                           çekersin.

Henüz daha bu sabah işe gitmek için metroya binmek üzereyken, bu sevimlilikle tanışmam bir tesadüf değildi. Hatta dün akşam, markete gidip iş yerine götürmek için kahvaltılık almış olmam da bir tesadüf değildi. Hem de daha önce böyle bir ritüelim yokken..

Bu sevimli dostumuz, dün akşam çok aç bir gün geçirdi belki. Benimle karşılaşıp karnını doyuracağını bilmiyordu. Bir takım karşılıklı enerjiler bizi birbirimize itti. Sadece göz renginin birinin diğerinden farklı renkte olması aurası beni, bu güzelliğin fotoğrafını çekmeye yönlendirdi. Ben fotoğrafını çekmeye çabalarken birden bire kendimi köpeği severken buldum. Ardından o bana derdini masumca iletti. Elimdeki poşete yöneldi küçük burnuyla.

Çok geçmeden. .

Asla yapamam dediğim, bir köpeğe elimle yemek yedirme işinde, gerçek bir bilirkişi edasındaydım. Ve inanılmaz sakindim, korku yoktu, endişe yoktu. Ne mi vardı? İç huzur, bir canlıya yardım edebilme fırsatını sunan doğa anaya teşekkür, bana engel olan her türlü olay ve olgunun yavaşça bedenimden ayrıldığının farkındalığını bu denli masumca bana sunan hayat..

Arayışta olan insan, herşeyin farkında olmak isteyendir. Neyi, ne için, ne sebeple yaşadığımı ve bunun hayatımı yönetmede nasıl kullanabileceğimi öğrenmek için o kadar açtım ki. . Ve bakın o da açmış . . Belki bu yüzden yukarıdaki sevimlilikle karşılaştık. İkimizde eminim, birbirimize çok şey kattık. 5 dakikalık, kısa gibi görünen ama bize zamanın o an durduğunu hissettiren o enerji, ikimize de çok çok iyi geldi.

Ne güzelsin hayat. .

Şükrediyorum.. Kabul Ediyorum. . Affediyorum.. ve Bağışlıyorum. .

Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir