Ne ekersen onu biçersin : Karma Yasası

Halk dilindeki adı ‘Ne ekersen, onu biçersin’

Karma yasasına en basit haliyle etki-tepki meselesi de diyebiliriz. Ama bu yasayı sadece bununla tanımlamak mümkün olmayacaktır. Atalarımız zamanında bu konuyu açıklayan birkaç kelam etmiş.

İşte bunlardan birkaçı;

‘iyilik yapan iyilik bulur’ ‘rüzgar eken fırtına biçer’ ‘keskin sirke küpüne zarar’  gibi çoğaltabiliriz.

Konunun derinlerine indiğimizde, gerçekten bu yasanın varlığını kabul etmekte hiç zorlanmadığımı hatırlıyorum. Çünkü aslında her gün sarfettiğimiz cümlelerde, davranışlarımızda, öfkemizi kontrol edemeğimiz her an, farkında bile olmadan karma borçlar yaratıyoruz kendimize.

Trafikte, ışıklarda solda beklerden sağ taraftan bir araba geliyor ve önümüze geçiyor, otobüs yolculuğunda bir bebek ağlıyor, sesine tahammül edemediğimizden ‘ay ne fena çocuk bir susmadı, böyle çocuğum olsa …’ diyoruz. Birine bir sebepten öfkeleniyoruz ve belalar okuyoruz. Çünkü canımızı acıttı, üzdü diye bu hakkı kendimizde buluyoruz. Anneannem ‘bela okumayın, döner dolaşır bizi bulur’ derdi hep. Ne kadar da haklıymış. Ve inan bulacaktır da. Benim hakkım yendi, ben bunu hak etmedim ki neden bana dönsün diyorsan, yanıldığını şimdiden üzülerek söylemeliyim.

Evrende boşluk yoktur. Bu sebeple de ağzımızdan çıkan her şeyin evrende yeri olduğunu ve geri döndüğünü unutmamak gerekiyor. Ben bunu öğrendiğimden beri kelimelerimi seçerek konuşuyorum.

 

Hani o trafikte önüne geçen kişi var ya, işte aynını o da yaşayacak, otobüste bebek sesine dayanamayan güzel arkadaşımızın da bir gün bebeği olacak ve o gün söylediği gibi yapamayacak, beddua ettiğimiz kişi biz beddua ettik diye değil HAK işini zaten bildiği için sana yaşattıklarını ödeyecek. Biz insanlar kendimizi bazen istemeden, bazen de bilinçli olarak çok fazla önemsiyoruz. ‘ ben ona beddua ettim bak tuttu’ diyoruz. Ne haddimize!

HAK tarafından tecelli etmiş olaylarda bile kendimize pay biçiyoruz.

Karma borcu nasıl oluşur?

Karma borcu; birine kötü bir şey yaptığımızda bunu düzeltene kadar aynı ya farklı şekilde kötülük bulacağımız felsefesidir. Dolayısıyla nasıl oluştuğu da gayet açık aslında. Her gün yapıyoruz ve sonra da iki yakamız bir türlü bir araya  gelmiyor. Bir kişiyi eleştiriyoruz, sonra başka gün bir bakıyoruz aynı pozisyona biz de düşmüşüz. Aldatıldı ya da aldattı iseniz de bunların da karşılığı var. Aldattıysanız, aldatılacaksanız o ya da bu şekilde. Aldatılmadıysanız da merak etmeyin, aldatan da aldatılacak. Aynı ya da farklı bir biçimde.

Peki nasıl temizleriz bu borcu, kapatabilir miyiz?

Bu yasa bize, hayatın bir seçimden ibaret olduğunu öğretir. Her nerede isen şu an, yaşadığın hayatın, içinde bulunduğun durumun tek mimarının sen olduğunu söyler. Eğer şuan memnuniyet hissediyorsan bu dün yaptıklarınla ilgili. Eğer son derece sevgi dolu hissediyorsan, yine dün birilerine bir şekilde vermiş olduğun sevgi ile ilgili.

Ve dününü temizleme fırsatın var, hala var.. Bu zamana kadar seçmiş oldukların ile bugün buradasın, gelmiş olduğun yerden memnun değilsen seçimlerini değiştirmeli, düzenlemelisin.

Seçimlerimizi yapmamızı sağlayan zihni irademizdir.

O zaman temizliğe zihnimizden başlayacağız. Bu zamana kadar oluşturmuş olduğumuz tüm borçlardan kurtulmaya niyet edip, önce kendimizi affedeceğiz. Sonrasında da yaratmış olduğumuz bu karma borç için, konu her ne ise, telafi etmek adına önümüze fırsatlar çıkmasını isteyeceğiz. Ve bu fırsatları fark edeceğiz.

Zihnimizi temizleyeceğiz aslında. Artık daha farkında olacağız konuşurken. Kalp kırmak istemeyeceğiz mesela, ya da birine yalan söylemeyeceğiz, karşılıksız seveceğiz, birinden hep bir şey almak istemekten önce vermeye odaklanacağız.

Peki sonra ne mi yapacağız. Hayatımıza akan mucizeleri zevkle izleyeceğiz.

Bir ve bütünün hayrına şifa olması dileğiyle.

Sevgiler.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir